Şeker ve Tatlandırıcılı İçecekler: Yeni Felç Gelişmesi ve Demans Riski

Dünyada şu anda 1 milyar üzerinde insanın aşırı kilolu olduğu tahmin ediliyor. Eğer böyle giderse 2030 yılında bu rakamın 1,5 milyar olması bekleniyor. Son 30 yılda toplumda obesite oranları şok edici bir şekilde %40 artmıştır. Avrupa ülkelerinde obezite oranları % 20-30 arasındadır ve Avusturalya, Güney Amerika ve Ortadoğu da daha yüksek oranlardadır (1).

Tahmini olarak dünyada 300 milyon üzerinde insan diyabet hastasıdır ve 2035 yılında bu rakamın iki kat olacağı tahmin edilmektedir. Kalp hastalığı dünya genelinde ölümlerin en sık sebebidir ve Amerika’da tüm ölümlerin %37’si kalp hastalığından olmaktadır. Şimdilerde alkolik olmayan yağlı karaciğer hastalığı karaciğer yetmezliğinin ve karaciğer nakli ihtiyacının en sık sebebidir. Bir çok çalışmada gösterilmiş ki obezite diyabet ve yağlı karaciğer gibi metabolik durumlar içiçedir.

Tabii ki bu durumda ilk gözden geçirilmesi gereken beslenme alışkanlıklarıdır. Son yıllarda özellikle fruktoz İçeren şekerler tüketimi gözlem altına alınmıştır. Ancak eklenmiş şekerlerin kilo alımına, kalp damar hastalığı için risk faktörleri artımına, tansiyon artışına, kan yağlarının bozulmasına ve şeker hastalığı için risk faktörü artışı ile ilgili olduğu bazı epidemiyolojik çalışmalarda gözlenmiştir. Böylece şekerlerin günlük gıdalara eklenmesi bir çok otorite tarafından ele alınmış ve azaltılması önerilmiştir. Dünya sağlık örgütü eklenmiş şekerlerin günlük alınan tüm kalorilerin yüzde beşinden  az olmaSını önerirken bazı diğer sağlık toplulukları en fazla %10 önermektedir ( FDA, DGAC, SACN) . Ancak aksini Öneren sağlık toplulukları da vardır; örneğin Avrupa gıda güvenlik otoritesi ( EFSA) günlük toplam kalorinin yüzde 25’ine kadar olan fruktoz tüketiminde herhangi bir zarar yoktur diye önermektedir. Peki gerçek nedir? Gerçek eskiden beri nenelerimizden dedelerimizden duyduğumuz şu cümlede saklıdır: her şeyi kararında. Yani aşırı yemediğimiz sürece (normal almamız gereken kaloriyi aşmadan) bu şekerlerin de diğer gıdaların da insan sağlığına net zararı gösterilememiştir. Ancak şekerlerin yerine yapay tatlandırıcılar koyup acaba istediğimiz kadar tüketebilir miyiz? Nasıl olsa kalorisi yok!

Stroke dergisinin 24 Nisan 2017 sayısında ilginç bir araştırma (2,3) yayınlandı. Bu araştırmayı paylaşmak ve yorumlamak istiyorum.

Birçok batı ülkesinde gazlı içeceklerin son 20 yılda tüketimi giderek azalırken halen şeker eklenmiş içecekler (meşrubatlar) Amerikan diyetinde diyete eklenmiş şekerler içinde ana şeker kaynağını oluştururlar ve tüm dünyada da tüketimleri artmaktadır. 2015’teki Dünya Sağlık Örgütünün önerisine göre 1 kutu meşrubat günlük önerilen dışardan şeker alım miktarını (günde 25-50 gram) rahat karşılamaktadır. Amerikan kalp cemiyeti de ideal kalp sağlığı diyeti için meşrubattan alınan kalorinin haftalık 450 kcal’ den az olmasını önermektedir (3 kutu meşrubat). Fazla miktarda meşrubat almanın zararlı etkileri ise kilo alımı, metabolik bozukluklar, tip 2 diyabet gelişimi olarak görülebilir. Ayrıca fazla tüketim yine artmış yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, inme ve kan yağ düzeylerinde bozulma riski ile birlikte olabilir. 2012 yılında ABD’deki kalp ve metabolik ölümlerin 50 bin’ den fazlası fazla meşrubat tüketimi ile ilgili olabileceği tahmin edilmektedir ve genç ve orta yaşlı erişkinlerde kalp ve metabolizma ile ilgili ölümlerin en sık sebebinin şekerli meşrubatlar olduğu düşünülmektedir.

Tatlandırıcılı meşrubatlar (TM) ise bu veriler ışığında şekerin daha sağlıklı alternatifi olarak tüketime sunulmuştur. Özellikle çocuklarda olmakla birlikte bunların tüketimleri de giderek artmaktadır. Ancak TM’ın bırakın şekerin yerine geçmeyi sağlıklı olup olmadıklarına dair bir çok soru işareti vardır. Bir çok geniş gözlemsel çalışmada diyet meşrubat tüketimi ve tip 2 diyabet ve metabolik sendrom gelişimi riskinin arttığı bildirilmiştir. Hatta bir çalışmada diyet meşrubat tüketiminin felç, kalp krizi ve damarlara bağlı ölümü arttırdığı işaret edilmiştir (4). Bir diğerinde çok miktarda düşük kalorili meşrubat ile yeni gelişen beyin kanaması görülme sıklığının arttığı bildirilmiştir (5). Bunun yanında diyet içeceklerin kalp ve damar hastalığı riskini arttırdığına ilişkin bir bağlantı bulmayan çalışmalar da mevcuttur (6).

Mevcut çalışmada ise önceki yıllarda şeker içeren ve diyet meşrubat kullanımı ile 10 yıl takip edilerek hastaların yeni gelişen felç veya demans (bunama) oranlarına bakılmış. İlginç olanı uzun yıllar boyunca çok miktarda diyet meşrubat kullanımı ile tıkayıcı felç denilen felç riskinin arttığı saptanmıştır. Ayrıca tüm sebeplere bağlı demans (bunama) ve Alzheimer tipi bunama riski de artmıştır. İlginç olan ise bu etkilerin hastalarını toplam kalori alımı, fiziksel hareketlilik miktarı, yemeklerindeki beslenme alışkanlıkları, sigara içimine göre değişmemesidir. Sadece diyabeti olanlarda ve kalp damar hastalıkları risk faktörleri olanlarda diyet meşrubat tüketimi ile demans arası anlamlı ilişki bulunmamıştır.

İlginç olan bir diğer sonuç ise bu çalışmada normal şekerli meşrubat tüketiminin felç veya demans ile ilişkisinin bulunmamasıdır.

Ayrıca tatlandırıcılı meşrubatlar ile damar sağlığı sonuçları daha çelişkilidir. Acaba tatlandırıclı içecekleri ile damar sağlığı arasında direk veya indirek bir ilişki mi var yoksa hastaların seçimi sonrası bir önyargı mı oluşuyor? Bu tür gözlemsel çalışmalarda bu önyargı dışlanamaz. Şöyle ki damarsal olaylar yönünden önceden yüksek riskli olan hastalar kilo kontrolü için normal yerine diyet içeceklere yönelmiş olabilirler. İşte tatlandıcılı meşrubatlara geçme dönemi de kalp damar hastalIğı riski arttıkça başlamaktadır, böylece, tatlandırıcılı meşrubatların tüketimi felç veya demans için bir risk faktörü olmaktan çok yüksek riskli hastaları gösteriyor olabilir. Bu çalışmada da tatlandırıcılı meşrubat içenlerde normal şekerli meşrubat içenlere göre daha fazla hipertansiyon, diyabet ve kalp damar hastalığı görülmesi bu hipotezi desteklemektedir. Sonuçta bu çalışmanın hastaların bir soru formuna verdiği cevaplardan oluştuğunu ve yıllar sonra klinik durumlarına bakıldığı bir gözlemsel çalışma olduğunu unutmamak gerekiyor. Yine de fikir vermesi ve sonraki çalışmalara önayak olması bakımından sonuçlarını iyi yorumlama gerekiyor.

Kısaca özetlersek yapay tatlandırıcılarla ilgili bir çok çalışmada bir çok sonuç mevcut. Şekerli gıdalara özlemi arttırıp kilo aldırır diyen çalışmalar da var, insülin direncini arttırıyor diyenler de. Net bir yorum uzun yıllar boyunca belki de çocukluktan beri tüketimi yapan insanları takip etmekle olacak. Sonuçta yapay tatlandırıcıların şekerli meşrubatların sağlıklı bir alternatifi olduğunu söylemek çok güç. Her iki şekerli içeceğin de beyin sağlığı ve kalp sağlığı için çok faydalı olmadıklarını tahmin etmek güç değil. En iyisi anneannelerimizin ve dedelerimizin dedikleri gibi her şeyin azı karar çoğu zarar diyelim ve doğal içecekleri soframızda baş köşeye oturtalım.

Sağlıklı günler dilerim…

Kaynaklar:

  1. Rippe JM, Angelopoulos TJ.European Journal of Nutrition. 2016;55(Suppl 2):45-53.
  2. Wersching H, Gardener H. Stroke 2017; 48: 1129-1131.
  3. Pase PM, Jayandra JH ve ark. Stroke 2017;48:1139-1146.
  4. Gardener H, Rundek T. ve ark. J Gen Intern Med. 2102;27:1120-1126.
  5. Bernstein AM, Konig L. ve ark. Am J Clin Nutr. 2012;95:1190-1199.
  6. De Koning L, Malik VS. ve ark. Circulation 2012;125:1735-1741.

Bir cevap yazın