Kardiyovasküler Hastalıklardan Korunma Kılavuzu

2016 AVRUPA KARDİYOLOJİ DERNEĞİ KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLARDAN KORUNMA KILAVUZU NE ÖNERİYOR -1 GENEL BİLGİLER RİSK DEĞERLENDİRİLMESİ

Avrupa kardiyoloji derneği (ESC) 2016 yılında yayınladığı kılavuzda kardiyovasküler hastalıklardan korunmanın tanımı olarak toplumsal veya bireysel düzeyde kardiyovasküler hastalıkların ve yol açtığı kuvvet kayıplarının etkilerini yok etmeyi, ortadan kaldırmayı veya minimuma indirmeyi amaçlayan önlemler ve davranışlar dizisi olarak tanımlamaktadır. Korunmadaki ana hedefler ve amaçlar ise şunlardır:

  • Sigara vb herhangi bir tütün ürününe maruz kalınmaması
  • Doymuş yağ oranı düşük, tam tahıllı ürünler, sebze, meyve ve balık ağırlıklı beslenme tarzı oluşturmak
  • Haftada en az 150 dk orta yoğunlukta -haftanın 5 günü 30’ar dakika- veya 75 dk şiddetli yoğunlukta fiziksel aktivite veya bunların kombinasyonu
  • Vücut Kitle İndeksi’nin 20-25 kg/m2 arası tutulması ve erkekler için bel çevresinin 94 cm’den kadınlar için 80 cm’den dar olması (Vücut kitle indeksi vücut ağırlığının boyun karesine bölünmesi ile hesaplanır yani 160 cm olan birisi 60 kilo ise vücut kitle indeksi: 60/160×160= 23’tür)
  • Tansiyonun 14/9’ un altında olması
  • Kan kolesterollerinin ve trigliseridlerin hastanın riskine göre hedeflenen düzeylerin altına inmesi (çok yüksek riskli hastalarda iyice düşük istenir)
  • Şeker hastalığı olan kişilerde hastanın şekerinin iyi kontrollü olması istenir (HbA1c <%7)

Tıkayıcı kalp damar hastalıkları tüm dünyada erken ölümün en sık nedenidir. Avrupa’da 75 yaş öncesi ölümlerin kadınlarda % 42’sinin erkeklerde ise % 38’inin nedeni kalp damar hastalıklarıdır. Bu durumda kalp damar hastalıklarının korunmasının ne kadar önemli olduğu göze çarpmaktadır. Özellikle verimli yaşlardaki birçok insanın hastalık sebebiyle kaybının veya iş gücü kaybının olması toplumsal düzeyde etkilerinin olacağı açıktır. Örneğin toplumda kalp damar hastalıklarının riskinin sadece % 1 azaltılması 25 000 kişide yeni kalp damar hastalıklarının gelişmesini önler ve bu azalma bile yalnızca bir Avrupa ülkesinde yılda 40 milyon avro’luk tasarruf sağlar. Son 30 yıldaki kalp damar hastalıklarındaki ölümlerin azalmanın yarısından fazlası öncelikle toplumsal davranış modellerinin değişmesine bağlanmaktadır: örneğin kolesterol’ün ve kan basıncının daha iyi kontrolü ve sigaranın bırakılması gibi. Ancak şişmanlığın ve diyabetin artmasıyla bu olumlu etkiler kısmen engellenmiştir.

Toplam kalp damar hastalıkları risk nasıl hesaplanır?

Bir kişinin önümüzdeki yıllarda oluşabilecek kalp damar hastalıkları riski için SCORE (Sistematik Koroner Risk Değerlendirme risk tablosu) nun kullanılması önerilmektedir. Avrupa kardiyoloji derneği ülkelere göre bu tablonun değişik olduğunu önermekte ve ülkeleri yüksek ve çok yüksek kalp damar hastalığı riski olan ülkeler veya düşük kalp damar hastalığı olan ülkeler şeklinde ayırmıştır. Türkiye’nin de içinde olduğu (çok) yüksek kalp damar hastalığı riski olan ülkelerdeki bir insanın 10 yıllık ölümcül kalp damar hastalığı riski aşağıdaki tabloya bakarak kabaca hesaplanabilir. Bu riske göre de o kişideki tedavi ve öneri yaklaşımları değişmektedir. Daha yüksek riskli hastaların daha yakın ve ilaç tedavisi ön planda olarak izlenmesi mantıklıdır.

Şekil: SCORE tablosu. Renk kırmızıya gittikçe o bireyin kalp damar hastalığı riski artmaktadır. Örneğin: 55 yaşında sigara içmeyen, tansiyonu ve kolesterolü normal bir kadın hastada önümüzdeki 10 yılda kalp damar hastalığı riski çok düşük iken (% 0); aynı yaşlarda sigara içen, kolesterolü ve tansiyonu 180 civarları olan bir kadın hastanın önümüzdeki 10 yıldaki bir ölümcül kalp damar hastalığı geçirme riski % 7’dir. Bir kişinin riski % 10’un üzerinde olması artık o kişinin çok dikkatli olması gerektiğinin bir işaretidir ve daha ciddi önlemler gerektirir.

Genel olarak önümüzdeki dönemdeki riskimizi nasıl bulabiliriz?

Düşük ve orta riskli kişiler:

Bir kişinin SCORE riski %5 altında ise o kişinin riski düşük ve orta arası kabul edilir. SCORE riski % 1 altında ise düşük riskli % 1-5 arasında ise orta riskli olarak kabul edilir. Bir çok orta yaşlı kişi bu kategoriye girmektedir.

Yüksek riskli kişiler:

  1. Hesaplanmış SCORE >= % 5 ve % 10 arasında olan hastalar
  2. Belirgin bir şekilde çok yüksek olan bir risk faktörü olanlar (özellikle kolesterol >310 mg/dl (ailesel yükseklikte) veya kan basıncının çok yüksek olması (>= 180/110 mmHg)
  3. Şeker hastalığı olan bireylerin çoğu
  4. Orta düzeyde kronik böbrek yetmezliği olan hastalar

Çok Yüksek riskli kişiler:

  1. Hesaplanmış SCORE >= % 10 olanlar
  2. Kanıtlanmış bir kalp damar hastalığı olanlar (kalp krizi geçirmiş olanlar, kalp veya başka damarlarına stent veya bypass ameliyatı yapılmış olanlar, inme veya geçici inme geçirmiş olanlar, aort anevrizması ve bacak damar darlıkları olan hastalar, koroner anjiyografide veya boyun damarlarında ultrason ile darlık görülen hastalar
  3. İdrarda protein kaçağının olması veya sigara içme, belirgin hiperkolesterolemi veya belirgin hipertansiyon gibi major bir irsk faktörünün eşilk ettiği şeker hastalığı
  4. Ağır kronik böbrek hastalığı olan bireyler

Elimizdeki veriler böyle iken 50 yaş altı insanların birinci derecede yakınlarında (erkeklerde 55 yaşın altında kadınlarda 65 yaşın altında) eğer erken bir kardiyovasküler hastalık öyküsü varsa bu kişilere mutlaka kan kolesterollerine baktırmaları ve bir klinik skorlama sistemine dahil edip risklerinin hesaplanması önerilir.

Riskimizi hesapladıktan sonra yaklaşımımız ne olmalıdır? Onu da bir sonraki yazıda belirtmek istiyorum.

Bir cevap yazın