Kalp hastalığında ağrı kesici hapların kullanımı.

KALP DAMAR HASTALIĞI OLAN KİŞİLERDE AĞRI KESİCİLERİ NASIL KULLANMALIYIZ?

Son yıllarda yapılan araştırmalar kalp damar hastalığı olan kişilerin baş ya da eklem ağrısı nedeniyle sık ve yüksek dozda ağrı kesici kullanmalarının kalp krizi geçirme riskini artırdığını ortaya koymuştur.

Ağrı kesici olarak kullandığımız ilaçların büyük çoğunluğu vücudumuzda bulunan siklooksijenaz (COX) enzimini inhibe ederler. COX enzimi 2 büyük alt gruba ayrılmaktadır: COX-1 bir çok dokuda özellikle pıhtılaşmada rol oynayan trombositlerde yer alırken, COX-2  inflamasyon varlığında damar duvarı ve diğer dokularda bulunan hücrelerde oluşmaktadır. COX-1 ile pıhtılaşma sağlanırken, COX-2 enzimi  ile ise pıhtılaşmada azalma, damar duvarında gevşeme ve böbreklerden su-tuz atılımı gerçekleşmektedir.

Ağrı kesiciler selektif olarak COX-2 enzimini inhibe edenler, selektif olarak etmeyenler (non COX-2 selektif inhibitörler) ve diğerleri olarak üç büyük gruba ayrılmaktadırlar. Selektif COX-2 inhibitörlerini non COX-2 selektif inhibitörlerinden ayıran en büyük fark inflamasyona karşı daha etkili olmalarının yanında, mide duvarında COX-2 enziminin çok az miktarda bulunması nedeniyle mide ile ilgili yan etkilerinin düşük olmasıdır. Bu iki nedenden dolayı 2000’ li yılların başlarında çok sık kullanılmaya başlanılan bu grup ilaçların kalp damar hastalıklarını arttırdıklarına dair bulgularda beraberinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Gerçektende COX-2 enzimini inhibe eden ağrı kesiciler ile pıhtılaşma artmakta, damar duvarında gevşeme ve böbreklerden su-tuz atılımı engellenmekte başta hipertansiyon olmak üzere kalp damar hastalılığı oluşma riski artmaktadır.

Amerikan Kalp Cemiyeti ilk kez 2005 yılında ağrı kesicilerin kalp damar hastalığı olan kişilerde kullanımı ile ilgili bir bildiri yayınlamış, 2005 yılından günümüze dek bir çok yeni verinin elde edilmesiyle mart 2007’ de bu bildiriyi yenilemiştir. Bu yeni bildiri ile 2005 yılında bildirildiği gibi selektif COX-2 inhibitörleri grubuna giren ağrı kesicilerin kalp damar hastalıklarını arttırdıkları yeni verilerle daha da desteklenmiştir. Bu gruba giren ilaçların etken maddeleri; rofecoxib, valdecoxib, celecoxib, eterocoxib, lumaricoxib’ dir. Şu an için ABD’ de sadece celecoxib etken maddeli ilaç diğer ağrı kesiciler ile ağrı kontrolü yapılamıyor ise doktor kontrolü altında düşük doz ve kısa süreli olarak kullanılmasına izin verilmektedir. Rofecoxib ise ABD’ de kaldırılmıştır.

2007 Amerikan Kalp Cemiyeti bildirisinde kalp damar hastalığı olan ve kalp damar hastalığı olma riski yüksek bulunanlarda baş ya da eklem ağrısı için başlangıç tedavisi olarak ilaç dışı tedavi önerilmektedir. İlaç dışı tedavi stresin azaltılması, kilo verilmesi, fizik tedavi, sıcak ve soğuk uygulamasını içermektedir. Eğer ilaç dışı tedavi yetersiz kalırsa bu durumda ilaç tedavisine geçilmelidir.

İlaç tedavisinde kural olarak hangi ilaç grubu kullanılırsa kullanılsın semptomları kontrol altına alabilecek en düşük dozla başlanılmalı ve mümkün olan en kısa sürede tedavi sonlandırılmalıdır. İlaç tedavisinde ilk planda COX enzimini inhibe etmeyen etken maddeleri asetaminofen ve tramadol olan ilaçlarla aspirin önerilmektedir. Eğer bu ilaçlarla etkin bir tedavi sağlanamaz ise bu durumda nonasetile salisilatlar adını verdiğimiz ilaçlar denenmelidir (etken maddeleri; salisilat, Na salisilat, Mg salisilat, salsalat, kolin salisilat). Tedavi bu ilaçlarla da yetersiz kalırsa bu durumda non COX-2 selektif inhibitörleri olarak adlandırılan ilaçlara geçilmek zorunda kalınabilir. Daha önceden zararsız olarak kabul edilen bu gruptaki ilaçlarında özellikle son yıllarda elde edilen yeni verilerin ışığında selektif COX-2 inhibitörleri kadar olmasa da  kalp damar hastalıklarında artışa yol açtığı  görüşü artık benimsenmeye başlanmıştır. Bu grupta yer alan ilaçların bazılarının etken maddeleri şunlardır; ketoprofen, indometasin, naproksen, tolmetin, ibuprofen, piroksikam, diklofenak, etodolak. Piroksikam, diklofenak ve etodalak’ın COX-2’yi inhibe etme oranları diğer non COX-2 selektif inhibitörlere oranla daha fazla olduğundan dolayı ketoprofen, indometasin, naproksen, tolmetin veya ibuprofen ile cevap alınmaz ise kullanılması Amerikan Kalp Cemiyeti önerileri içersinde yer almaktadır. Non COX-2 selektif inhibitörleri arasında sadece ibuprofen ile aspirin kullanımı arasında etkileşim saptanmıştır. Bu nedenle aspirin kullanan kişilerde ibuprofen kullanılacak ise aspirinin etkinliğinin azalmaması için ibuprofen ya aspirinden 30 dakika sonra ya da en az  8 saat önce alınmalıdır.

Eğer tedavide non COX-2 selektif inhibitörler ile de cevap alınmaz ise bu durumda fayda-zarar tespiti de yapılarak son tercih olarak selektif COX-2 inhibitörleri çok düşük dozda ve mümkün olduğunca kısa süreli olarak başlanılabilir. Bu ilaç grubundan da gerekirse tercih edilmesi gereken ilaç celecoxib’ dir.

Kalp damar hastalığı olan veya kalp damar hastalığı olma riski yüksek bulunanlarda ağrı kesici olarak non COX-2 selektif veya selektif COX-2 inhibitörlerinden biri kullanıyor ise tromboz riskini azaltmak amacıyla düşük doz aspirin ile mide koruyucu olarak  proton pompa inhibitörü  Amerikan Kalp Cemiyeti tarafından önerilmektedir.

Non COX-2 selektif veya selektif COX-2 inhibitörlerinin damar duvarında gevşemeyi azaltacağı, vücutta su ve tuz tutulumunu arttıracağı bilinmeli, böbrek fonksiyonları ve kan basıncı yakından takip edilmelidir. Özellikle hipertansiyon, böbrek ve kalp yetersizliği bulunan kişilerde bu ilaçların kullanımına çok dikkat edilmelidir.

Sonuç olarak kalp damar hastalığı olan veya kalp damar hastalığı olma riski yüksek bulunanlarda ağrı kesici kullanımı mutlak gerekiyor ise öncelikli olarak parasetomol, tramadol ve aspirin önerilmektedir. Eğer bu ilaçlarla tedavi başarısız kalırsa nonasetile salisilatlar denenebilir. Non COX-2 selektif inhibitörleri ve de özellikle selektif  COX-2 inhibitörleri grubuna giren ilaçlar çok gerekmedikçe kalp hastalığı olan veya kalp hastalığı olma riski yüksek bulunan kişilerde kullanılmamalıdır.

Bir cevap yazın