Çocuklarımızda kilo çok tehlikeli!


Ultrasonografi ile basitçe tespit edilebilen karotis intima media kalınlığı (KIMK) (boyun damarlarında kalınlaşma da denebilir) kalp krizi veya ölüm gibi gelecekteki kalp damar hastalıkları ile yakın ilişkilidir. KIMK kabaca boyun damarlarımızda darlıklar başlamadan önceki safhayı temsil eder ki bunun ileri aşaması damarlarda ilerleyici daralmalar ve istenmeyen kalp damar hastalıklarıdır (inme, kalp krizi, böbrek yetmezliği, ölüm gibi). Araştırmacılar KIMK’nı genç nüfusta gelecek kalp damar hastalıklarının öncülü olarak kabul ederler.Yapılan çalışmalarda çocukluk çağındaki obesite, tansiyon yüksekliği ve kan kolesterollerindeki bozulmanın erişkin yaştaki KIMK ile ilgili olduğu bulunmuş (KIMK ise tabi ki sonraki kalp krizi, ölüm vb ile ilgili).

Verilerin analizlerine bakıldığında KIMK ile ilgili en önemli risk faktörünün obesite olduğu gözlenmiş (riski 2-7 kat arası arttırıyor). Ergenlerde obesite eski zamanlarımıza göre belirgin derecede daha sık olduğu için bu durum erişkin yaşta yaşam kısalması ile direk ilişkili denebilir. Şöyle ki çocuklarda kilo fazlası ve obesite sıklığı Amerika’da 1988’den bu yana yaklaşık 3 kat artmışken dünyanın geri kalanında nerdeyse 10 kat artmıştır. Obez olan erişkinlerin sadece %2’sinin 3 yıl takipte istenen kilolarda kalabildiği ve bu erişkinlerin %60’ında eşlik eden kalp hastalığı risk faktörleri de (yüksek tansiyon, kolesterol gibi) olduğu düşünülürse önlemlerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin daha çocukluk yaşlarında alınmasının zorunluluğunu gün gibi ortadadır.

Hipertansiyon da obesite ile yakın ilişkilidir. Amerika’da çocuklarda yüksek tansiyon sıklığı %3-5 iken obes çocuklarda bu oran % 25 kadardır. Obesitedeki yağ kitlesi arttıkça kan volumu, damarlardaki direnç artar ve sonuçta kalpte bu artışı dengelemek için kalınlaşma başlar. Uyku apnesi olan erişkinlerde hipertansiyon daha çoktur . Hipertansiyon ise KIMK’da 1,9 kat risk artışıyla ilgilidir. Başka bir çalışmada ilginç olarak yüksek KIMK olan çocukların % 90’ında kalplerinde duvarlarında kalınlaşma bulunmuş. Kalp duvarı kalınlaşması elbette uzun dönemdeki istenmeyen hastalıkların başlangıcı olarak kabul edilebilir. Hipertansiyon ve uyku apnesi kilo kaybı ve uygun tedavilerle düzeltilebilir.

Çocuklardaki obesiteye masum gözüyle,çocuğum yesin ilerde verir gözüyle bakamayız. Hepimiz yemek yemeyi seviyoruz ve yemek, beslenme bütün canlı organizmalar için en önemli ödüllerden biridir ve mutluluk verir. Ancak çocuklarımıza uzun dönem zararlarını göz önüne alarak mutlaka normal kiloya inmelerini sağlamaya çalışmalıyız. Şöyle ki, çocukluk yaşlarındaki obesite, 18-34 yaşa gelindiğinde kalp yetmezliğinde % 50 artış ile ilgilidir, ve böbrek yetmezliğinin 8 kat artmış riski ile ilgilidir. Obesite ile mücadele çocukluk çağında başlamalı ve daha henüz yavrularımız çok küçükken hayat tarzlarını düzenlemek ve sağlıklı davranış modelleri oluşturmaya çalışmak barınma, eğitim gibi temel görevlerimizden biri olmalıdır. Yemek alışkanlıklarımız olarak büyüklerimizden bize kalan kültürel mirasımızı korumak bile başlı başına büyük başarıdır.

Ülkemizde 2009 yılında Türkiye Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi (TOÇBİ) Projesi Araştırmasında hedef grup olan 6-9 yaş grubu çocuklar arasında fazla kilolu olma %14,3 ve şişmanlık %6,5 olarak bulunmuştur. TOÇBİ (2009) araştırmasının sonuçları göstermektedir ki, ülkemizde her beş çocuktan biri kilolu olma ile ilişkili hastalıklar açısından risk altındadır (SB, 2011).

Dünya sağlık örgütünün Ekim 2017 yılında yayınladığı raporda ise obesitenin dünya çapında bir salgın haline dönüştüğü net olarak görülmektedir:

  • Dünya çapında obesite 1975’ten bu yana 3 kat artmıştır.
  • 2016 yılında tüm dünyada yaklaşık 650 milyon obes insan varken 1,9 milyar fazla kilolu insan vardır.
  • 2016’da erişkinlerin % 39’u fazla kilolu ve % 13’ü obestir. (Türkiye’de ise % 66 fazla kiloluyuz ve %32 obes durumdayız yani dünya ortalamasının 2 katından fazla !)
  • Dünya nüfusunun büyük çoğunluğu fazla kilolu ve obes olmanın normalden daha zayıf olmaktan daha fazla insanın ölümüne sebebiyet verdiği ülkelerde yaşamaktadır.
  • 2016’da 5 yaşın altında 41 milyon çocuk fazla kilolu veya obestir, bu rakam 5-19 yaş arası çocuklarda 340 milyondur (çocukların % 18’i).
  • Obesite engellenebilir bir durumdur.


 

Türkiye’deki çocukların son durumuna bakacak olursak:

 

2016 yılında 5-19 yaş arası çocuklarda obesite % 11,5 fazla kilolu olmak % 30 oranındadır (kız erkek çok büyük fark göstermemektedir).

 

Son söz olarak erişkinlik durumumuzdaki fazla kilolu ve obes olma durumumuz (yani kalp damar ve genel sağlığımız) çocukluk halimizden başlamaktadır. Bu yüzden çocuklarımızı çok yemeye değil, besin düzeyi yüksek (protein, süt ürünleri, hayvansal gıdalar) gıdalardan uygun ve yeterli miktarda yemeye alıştırmalı, özellikle fast food kültüründen münkün olduğunca uzak tutmaya alşıtırmalıyız. Özellikle şeker eklenmiş içeceklerden kaçınmalı, ayran veya su içmelerine alıştırmalıyız. Hareketli olmayı ve sporu mutlaka hayatlarına eklemlendirmeliyiz. Gelecek hayatlarındaki sağlıklarından şimdiden sorumlu olduğumuzu hiç unutmamalıyız.

 

Kaynaklar:

  1. Türkiye Okul Çağı Çocuklarında Büyümenin İzlenmesi (TOÇBİ) Projesi, 2011.
  2. Turer CB. Obesity, Hypertension and dislipidemi in childhood. Circulation 2018;137:1256-1259.
  3. Dünya sağlık örgütü sağlık istatistikleri 2017